ESSEN & TRİNKEN: Der ultimative Erkältungstee

Hallo ihr Lieben,


mein erster Blogpost in deutscher Sprache wird passend zur Jahreszeit der Lebensretter bei Erkältungen.







Generell wird mit heisser Zitrone und Kamillentee gegen die hartnäckigen Symptome vorgegangen. İch bevorzuge seit einigen Jahren diesen speziellen Tee, der dank seiner Zutaten schnelle Linderung bringt. 

İm Vorfeld möchte ich anmerken, dass man den Tee immer frisch zubereiten sollte. Ausserdem sollte man pro Tag nicht mehr als 2-3 Becher trinken. Normalerweise ist dann nach 2 Tagen jegliches Halskratzen, Husten und Ausgelaugtsein vorbei. Falls nicht, sollte man den Gang zur Apotheke nicht scheuen. 


Lange Rede, kurzer Sinn- kommen wir doch endlich zum Rezept:







Man nehme einen mittelgrossen Apfel ( je saurer umso besser, ich bin aber Granny Smith Fan) und teile ihn in Stücke. 
Bitte nicht schälen und den Kern auf jeden Fall drin lassen. Falls vorrätig eine halbe Quitte inklusive Kern und Schale zerkleinert hinzufügen. İch hatte von meiner Schwiegermutter getrocknete Quittenblätter bekommen, die ich gerne stattdessen verwende. 
Ausserdem brauchen wir noch eine kleine Stange Zimt (kann man zerkleinern, muss aber nicht), ein halber Esslöffel Thymian, eine handvoll Lindenblüten, genausoviel frische Minze (nicht zerkleinern), Salbeiblätter und frischer İngwer ( schälen und etwas zerkleinern ). 
Der İngwer kann auch in trockener Form genommen werden, allerdings bringt Pulver nichts. Falls gewünscht kann man auch die Schale einer Zitrone hinzugeben. 
Alles in die Teekanne und ausreichend Wasser hinzufügen. Bei kleiner Flamme köcheln lassen bis die Früchte weich sind. 
Dann mithilfe eines Teesiebes in ein Teeglas geben und mit einem halben Teelöffel Honig süssen- fertig!

Bitte nicht nochmal aufwärmen, sonst geht die Wirkung verloren.










Zur Veranschaulichung habe ich noch die Wirkungen der einzelnen Zutaten aufgelistet:

Quitten: hustenlindernd, linderung bei Gliederschmerzen

Apfel: beugt asthmatischen Husten vor, stärkt die Abwehrkräfte

Zimt: tötet Bakterien ab, hilft bei Kopfschmerzen, lindert husten und halsweh

Thymian: wirkt schleimlösend, ist antiseptisch, lindert schnupfen und husten 

Lindenblüten: fiebersenkend, hilft bei husten und schnupfen

Minze: fiebersenkend und erkältungslindernd

Salbei: hilft bei hals- und kopfschmerzen, beugt einen bronchialen Infekt vor

İngwer: antiseptisch und eine hervorragender Vitamin C- Lieferant

Zitrone: wirkt antibakteriell, stärkt gegen einen grippalen İnfekt, reich an Vitamin C

Honig: entzündungshemmend und antibakteriell


Ich hoffe mein Rezept wird Euch gefallen und bei Bedarf genauso gut tun wie mir.

Gute Besserung!

Türkce versiyonu icin tiklayinŞifalı Kış Çayı



Gamze´s Welt - Willkommen in meinem Zuhause

Ich heisse Gamze und schreibe seit ca. einem Jahr Blogposts in türkischer Sprache. Viele meiner Posts werden auch von anderssprachigen Usern gelesen, so dass ich entschieden habe, einige interessante und vielgelesene Posts ins Deutsche und bald auch ins Englische zu Übersetzen.

Hauptsächlich werden das wohl eher Veröffentlichungen in der Kategorie Essen & Trinken. Weitere könnten mit der Zeit noch hinzukommen, obwohl einiges speziell für den türkischen Leser interessant ist (z.B. Reviews von Beautyprodukten und Büchern). Das wird sich aber mit der Zeit herauskristallisieren :-)

Ich hoffe natürlich von Euch auch zu Lesen, ausserdem freue ich mich über jeden neuen Blogger, den ich kennenlernen darf und abonnieren denjenigen gerne zurück. Mir ist der Austausch innerhalb der Community sehr wichtig, was wir als türkische Blogger (speziell die Damen) rege betreiben.

So,ich halte die Ankündigung kurz und werde in Kürze mein erstes Rezept übersetzen.


Also lasst Euch überraschen...

GÜZELLİK & MAKYAJ: Dalan Antique Zeytinyağlı Defne Sabunu inceleme

Herkese merhaba, 

Dalan ailesinden aldığım son ürünün incelemesine hoş geldiniz.
Bu arada Dalan şirketinin 75. Yıldönümünü kutluyorum, yılların tecrübesini ürünlerde hissetmemek mümkün değil. 
Gelelim bu seferki konuğuma...


Dalan Antik Zeytinyağlı Defne Sabunu




Dalan Antik Defne Sabunu


"...vücut üzerinde dinlendirici etkisi bulunmaktadır. Cildi nemlendirir, canlandırır ve yumuşatır. Gözenekleri açarak cildin derinlemesine temizlenmesini sağlar..."



Tüm zeytinyağlı sabunlar gibi bunu da tüm vücudunuza ( saçlar dahil) kullanabilirsiniz. Ben sadece yüz temizliğim için kullanıp değerlendirdim. Eğer vücudun geri kalanı ile ilgili olan incelemeyi merak ediyorsanız Dalan Antik Pirina Zeytinyağlı Sabun incelemesini okuyun, iki ürün neredeyse aynı.
Cildim kuru/ karma olup özellikle kış aylarında çok kuruyan bölgeler oluşup kaşınarak kızaran, hatta soyulan ve kanayabilen tipten. Kullandığım temizleme jelleri ve sabunlar her ne kadar kaliteli olsalar da etki etmediler ve bu vasıta ile ürüne şans tanımaya karar kıldım. 

1.Ambalaj:


Sabun tek olarak karton kutusu ile satılıyor. İsterseniz muhafaza için kutuyu saklayabilirsiniz, özellikle seyahatler için uygundur. Tek dikkat etmeniz gereken sabunun kuru olmasıdır. 
Ambalajın üzerindeki kullanılan yazı karakterleri ve renkler doğal ve antik temayı yansıtıyorlar. Ürün açıklaması 3 dilde yazılmış: Türkçe, İngilizce ve Rusça.
Ayrıca içerik ile bilgiler de mevcut. Üretim tarihi, SKT ve üretici bilgileri de bir tarafta belirtilmiş ama karakterler küçük tutulmuş ve biraz zor okunuyor. Bunun sebebi yerin kısıtlı olup 3 dilde yazılmış olması.


Puanlama: 2

Kutunun tasarımı başarılı olmuş. Zaten bu konuda özen gösterdikleri diğer ürünlerinden de belli. Detayına kadar düşünülmüş olması benim hoşuma gidiyor.


2. Koku:


Bütün kaliteli zeytinyağlı sabunlarda gibi bu ürün de alışılmış ev yapımı sabun kokusuna sahip. Her seferinde rahmetli anneannem gelir aklıma. 
Defne kokusunu maalesef alamadım ama yokluğunu da hissetmedim, benim için önemli olan faydası. Saf ve doğal, iç açıcı, Marmara ve Ege sahillerin şirin köy ortamlarını canlandırıyor bir anda. Anılar geliyor gözümün önüne - çocukluğumun geçtiği tatillerin kokusuydu bu. 

Puanlama: 2

Eh bu kadar anı ve doğallık tam puanı hak ediyor, zaafım var yapacak bir  şey yok :))


3. Kullanım:


Sabun kare şeklinde ve ürünün adı damgalanmış şekilde üstüne yerleştirilmiş. Rengi bej ve mermer gibi yeşil ve kırmızı damarları var. İlk kullanımdan evvel kuruması önemli, bu şekilde erimesini önlersiniz ( beyaz sabun misali). Zaten kuru ortamda muhafaza etmenizi öneriyorlar ki doğrusu bu. Şekli ele biraz hantal geliyor sanırım el yapımı havayı vermek için. İlk başta biraz zorlanırsınız ama zaten zamanla şekil alacaktır diye emin olun. Zeytinyağlı sabun fazla köpürmez o yüzden normalinden fazla ovalayıp zorlamayın. Hem ürünü çabuk bitirirsiniz hemde durulaması ( özellikle saçta ) güçleşir. Ben ellerim ile hafif köpürtüp yüzümü yıkıyorum ( Akşam rutinim yazımda izah etmiştim). Duruladıktan sonra cildim biraz gıcır gıcır kuruyormuş gibi his oluşuyor ama bu temizlenmiş olmasının belirtisi. Aradan bir, iki dakika geçince ciltte bir hafifleme ve yumuşaklık oluşuyor ki ürün sihiri göstermiş oluyor. 


Puanlama: 1,5

Biliyorum şimdiye kadar yarım puan verme yada kırma yapmadım ama sebebim var. Biraz hantal olması geçici durum olduğu için bir puan düşmek haksızlık olurdu, es geçemedim de. 





4. Etki:


Etkisini ilk kullanımdan itibaren hissettim. Nemlendiriyor, canlandırıyor, derinden temizleyip yumuşatıyor. O yüzden kremi daha hafif seçiyorum cildi yormamak ve ağırlaştırmamak için. Esas etkisini kışın göreceğim ama umutluyum, bence iyi anlaşacağız :) Saç ve vücuttaki etkisini test etmedim ama önceden incelediğim Dalan Antik Pirina Zeytinyağlı Sabun 'dan başarısız olacağını sanmıyorum.

Puanlama: 2

Şüphesiz yine tam puan. Fiyat-Etki dengesi iyi tutulmuş, hatta fiyata göre çok etkiliyor.

5.İçerik:


İçerik listesi az ve öz: Sodium Laurate ( SLS diye bildiğimiz Sodium Laurenth Sulfate değil),Sodium Olivate,Su ve Sodium Chloride. İngilizce "İt doesn't contain lard" (Domuz yağı içermiyor) diye belirtmişler. Herhangi kötü madde yok, ne parfüm, SLS yada petrol türevi mevcut. Yalnız defne ile ilgili bir içeriğe raslamamam kafamı karıştırdı, özellikle defne sabunu diye satılan üründe bunu es geçmeleri şaşırtıyor. 

Puanlama: 2

Doğal ürün eşittir doğal ve temiz içerik. Benden gönül rahatlığı ile iki ak ve pak puan.


Sonuç: (9,5/10)


Neredeyse tam puan, Dalan hayranı olma yolundayım. Fırsat olursa merak ettiğim diğer ürünlerini de alıp deneyeceğim. Özellikle el kremleri çok başarılıymış, göreceğim bakalım...




Uyarı:
Bu yazı reklam amaçlı değildir. Ben bu ürünü kendi param ile aldım ve hiç bir şekilde Dalan Kimya firması ile temasda bulunmuyorum. Incelemenin temeli sadece kişisel bakış açım ve edindiğim şahsi tecrübelere bağlı. Değerlendirmesi tamamı ile size kalmış.

GÜZELLİK & MAKYAJ: Dalan d' Olive Zeytinyağlı Şampuan inceleme

Dalan markasından aldığım ikinci ürün bu şampuandı. Saç kremleri dökülmeye sebeb oldukları için bunun ile yetindim. Zaten bu şekilde etkisini, eksi ve artılarını daha belirgin şekilde ortaya çıkacağına emindim.
Dalan Pirina Antik sabun incelemesini eğer merak ediyorsanız bu linke tıklayarak kısayoldan yazıya ulaşabilirsiniz (tıklayın).

Dalan d'Olive Zeytinyağlı Şampuan




Dalan d'Olive Zeytinyagli Sampuan


"... Egenin Zeytinyağı ve Buğday Proteini ile hazırladığımız saç derinizi beslerken yıpranmış saçınızı güçlendirip onarmaya, kökten uca nemlendirerek temizlerken yumuşaklık ve parlaklık kazanmasına yardımcı olur..."


Incelemeye geçmeden ilk başta saçım ile ilgili bilgi vermek istedim. Şu aralar boyalı hali ile kuru ve yazın getirdiği yıpranma ile denemeye başladım. Bunun dışında saç diplerimde kuruluk mevcut, deride kaşıntı yapıp pul pul dökülen bölgeler de var. Dalgalı oldukları için uçları çabuk karışıyor ve taranması zorlaşıyor. Bakalım bu şampuan vaad ettiklerinin saçıma da faydası olacak mı...

1.Ambalaj:

Yeşil ve şeffaf plastik şişede ürün net görebiliniyor. Kapağı güven veren „çıt“ sesi ile güçlü şekilde kapanıp, fazla zorlanmadan açılıyor. Şişedeki ufak zeytindalı kabartması hoş detay olmuş. Etiket şişenin şeklini takip edip göze hitap eden yazı karakterleri ve görseller ile uyumlu olmuş. Verdikleri bilgiler bana göre gayet net ve anlaşılır şekilde.

Puanlama:2

Tasarımı başarılı ve ürüne yakışır şekilde olmuş. Şık ama fazla abartılı olmayıp bir çok alıcıyı ürünü almaya teşvik ettiğine eminim.

2.Koku:

Kokusu hafif ve rahatsız etmeyen tarzdan. Zeytinyağı kokusu alamadım,sanırım özellikle kullanılmadı.
Zeytin'in faydalarını isteyen ama kokusunu haz etmeyenler için uygun ürün. Benim için sorun değil, kokusunu da severim kendisini de :)

Puanlama: 2

Şampuan için güzel ve ferahlatıcı koku sayılır. Koku her cinse hitap eder, özellikle feminen parfüm içeren şampuanları kullanmaya reddeden eşim hiç rahatsız olmayıp arada kullanır. 

3. Kullanım: 

Alışık olduğumuz şampuan kıvamı ile gayet rahat saça uygulanıp durulanıyor. Şeffaf yeşil yapısı ile krem içermediği için her saç tipine kullanılabilir. Az miktar kullandığım halde saçımı iyi temizledi ve ağırlık yapmadı. Yaş hali ile ilave yumuşaklık hissetmedim, biraz zeytinyağlı sabunun etkisini andıran sonuç aldım yıkadığımda.

Puanlama: 2

Saçlarımın kuruluğunu gidermesi için şampuanın yetersiz olduğunu biliyordum zaten. En azından kullanım esnasında mucizevi yumuşaklık yaratması imkânsız görünüyordu. Herşey beklentilerimin çerçevesindeydi.


4. Etki:

Bir şampuanın etkisini tam anlamıyla yansıması bir hayli uzun sürebilir. İlk anda harika sonuçlar verip zaman geçtikçe yan etkilerini gösteren çok ürün gördüm. 
Ürünün deneme süresinde iki boyama ve koca bir yazın etkisi altında kalan saçlarım epey zor şartlar oluşturdu. 
Saçımda yumuşatma etkisi sabunun kadar olmadı diyebilirim. Artı bakım yapmadan istediğim kıvama gelmedi.
Saç diplerimdeki kuruluk ve kaşıntı hala mevcut ama eskisi kadar şiddetli değil. Sadece hafif bir parlaklık görebildim. Tararken çok zorlanmadım ona biraz şaşırdım açıkcası.

Puanlama: 1

Kullanım süresi sadece 2-3 ay olup etkisi bu kısa zamanda belli olmadığı için sadece o ana kadar olanı değerlendirdim. 





5. İçerik:

Ürün zeytinyağı ve buğday proteini içeriyor, paraben kullanılmamış. Bunlar iyi  tarafı. İyi olmayanlar SLS,Silikon ve alkolün mevcut olmalarıdır. Başka şampuanların içeriklerinden az da olsa bunları kullanmaları üzüyor.

Puanlama: 1

Kimya uzmanı değilim ama bu kötü maddeleri kullanmadan da başarılı ürün ortaya çıkar diye düşünüyorum. Ama fiyata bakarsak sebebi de ortada diyenler olur, sonuçta temiz içerikli şampuanlar genelde pahalı kalıyorlar. 

Sonuç:(8/10)

Başka kullandığım zeytinyağlı şampuanlar ile kıyaslarsam yine başarılı sayılır. Sonuç olarak bu kısa zaman için daha iyi puan veremedim ama içeriğinden dolayı zaten tam puan alması imkânsız. Elim yine o harika sabuna gider oldu...


Uyarı:
Bu yazı reklam amaçlı değildir. Ben bu ürünü kendi param ile aldım ve hiç bir şekilde Dalan Kimya firması ile temasda bulunmuyorum. Incelememin temeli sadece kişisel bakış açım ve edindiğim şahsi tecrübelere bağlı. Değerlendirmesi tamamiyle size kalmış.

ÇOCUK & AİLE: Atopik bünye ve alerji

Herkese merhaba,

Bu yazımın temel sebebi sadece bu rahatsızlık hakkında bilgi vermek değil. Daha ziyade küçük yaşta çabuk atlatabilecekleri için öneridir. Hele bu mevsimde sıklıkla yaşanan soğuk algınlığı ve öksürük/ burun akıntıları her zaman enfeksiyondan oluşmuyor, altında farklı ve daha uzun vadeli sebebler yatabiliyor.
Ama baştan başlayayım...


Kızım Berrak 3 yaşında, kumral ve açık tenli. Yapısı itibari ile çok sık hastalanan çocuk değil ama son bir yılda bir artış yaşadık. En son Ağustos ayında normalinden uzun süren öksürük ve burun akıntısı söz konusuydu. Onun dışında bir rahatsızlığı yoktu, enerjisi yüksek ve ateşi yoktu. Ama gece uykusu tam bir kâbusa dönüştü. İki, üç saatte bir kusma derecesine dayanana kadar öksürüyordu. Gittiğimiz Pediatri uzmanı akciğerlerinde herhangi bir tıkanma, ses veya sorun duyamadı. Boğazında da kızarıklık vs görmedi. Bende o aralar rahatsızlanmıştım ve doktor basit soğuk algınlığı teşhisi koyup iki şurup ile bizi eve gönderdi. Ben iyileştim ama Berrak'ta bir ilerleme kaydedemedik. İki, üç hafta gidip geldik ve toplam 6 farklı şurup denedikten  sonra son çareyi antibiotikte gördük. 7 gün kullandıktan sonra semptomlar ortadan kalktı ve rahatladık. Ama bir hafta  sonra yine başa dönüp aynı durumları yaşadık. O aralar eşimin ailesinin yanında tatil yapıyorduk ki onların tanıdığı çocuk doktoruna götürdük. Yaşadıklarımızı anlattığımdan sonra muayene edip teşhisi koydu: Çocuğunuz atopik bünyeye sahip, yani alerjilere meğilli. Açık tenli ve sarışın veya kumral çocuklarda çok görülen bir zaaftır, özellikle göz altı morlukları bunun bir belirtisi dedi. 

Ben derin bir nefes çektim- ALERJİ. Ömür boyu çekeceği ve çaresi olmayan, sadece tedavi edilen. Öldürmeyen ama yaşam kalitesini düşürüp bezdiren bir pranga. Kardeşim'de var ve görümcemde de mevcut. Doktor bey beni teselli etmek için ( yüz ifadem ona göreydi eminim) benim hiçbir katkım olmayıp yaradılıştan ve dışarıdan gelen faktörleri sebeb gösterdi. Şimdilik bir rahatlatıcı şurup verip İstanbul'a döndüğünüzde mutlaka bir Göğüs Hastalıkları Uzmanına başvurun dedi. 

Araştırmaya başladık. Aile yakınlarının tavsiyesi üzeri Özel Göztepe Hastanesi 'nde görev yapan Uzman Dr. Cüneyt Yalçınöz' den randevu talep ettik. Karışık hisler ile dolup taşıyorduk, acaba ne diyecekti? Gerçekten alerjisi varmıydı? Yok ya, kesin fazla kuruntu yapıp bize geçici birşeydir diyecektir diye diye muayeneye girdik. Doktor bey güleryüzlü ve sempatik tavırları ile öncelikle gerginliğimizi üzerimizden aldı. Berrak ile sohbet edip onu da sakinleştirdi ( bekleme sırasında durmak bilmedi ve biraz huysuzdu). Sonra bana yönelip hikâyemizi dinledi. Bir kaç soru sordu ve Berrakı muayene etti. Kesin sonuç almak için solunum testi yaptı ki olayı tam bir oyuna çevirdi ( belli ki ilk gelen çocuk değildi). Sonra Berrak'ı oyalamak için ona ilgilendiği ağızlığı (testte kullanmıştı, ses çıkratmaya çalışıyordu cadı :)) ) verdi ve bize durumu izah etti. 
Sizi açıklama ile baymak istemiyorum, sadece kızım alerjik olduğunu ama yaşı itibarı ile en geç okul çağına gelene kadar atlatacağını garanti verdi. Önemli olan takip, tertip ve kullandığı ilaçların devamlılığı dedi. Berrak toz, duman, parfüm kokusu, aşırı baharat kullanılan mutfak ortamları ve bunun gibi olan üst solunum yollarını tahriş eden madde ve ortamlardan uzak durması gerekiyormuş. Henüz kreş veya anaokuluna gitmediği için iş size düştü diye bana kesin talimatlar verdi: Yattığı odada kilim, halı tarzda birşey olmamalı. Perde kısmında kadife gibi ürünler kullanılmamalı. Yorgan kesinlikle pamuk, yün yada kaz tüyü içermemeli sadece elyaf olmalı kı aynısı yastığı için geçerli. Doğal iç malzeme alerjiyi tetikleyen maddeleri içinde hapsediyor ve gece öksürmesini sağlıyor. Peluş oyuncaklar da odadan kalkması gerektiği gibi çarşaf ve nevresim takımı bol suda durulanıp yumuşatıcı kullanmadan yıkanması gerekiyor. Her sabah ( yaz ve kış) 2 saat açık pencerede oda havalanması gerekiyor. 
Tabiiiki verdiği ilaçlar da düzenli ve kontrollü şekilde alınması gerektiğini de altını çizerek belirtti- siz ne kadar iyi çalışırsanız o kadar çabuk atlatacak dedi bana. İlaç seçimini Berrakın beğenip beğenmemesine göre yaptı, yani verdiği şuruplar sevdiği meyve tadında ve astıma çevirmesini önleyen toz da tatsız ve süt ile karıştırılınca farkedilmiyor. Bu şekilde bizi uğurlayıp bir dahaki randevumuzu belirledi. 
Dünyamız ve yaşam şartlarımız alerjinin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor. Doktor beyin verdiği bilgilere göre 0-6 yaş arası ortaya çıkan alerjik durumlar genelde çabuk atlatılıyor. Ama ergenlik itibarı ile tedavi edilmeyip devam eden alerji ömür boyu bize eşlik eder. Bunun için erken teşhis önemlidir. O yüzden annelere sesleniyorum, çocuğunuzu iyi gözlemleyin. Ailenizde alerji vakaları varsa ( ki bizde mevcut) bunu göz ardı etmeyin, çocuğunuzda da olabilir. Çocuk doktorların imkânı kısıtlı olduğu için uzun süren solunum yolları rahatsızlıklarinda ve özellikle sık tekrarlanan öksürme/ burun akıntı durumlarında mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurun. Çocuğunuz koşarken duraklayıp öksürür veya kısa kısa nefes alırsa da astım olmasına az kalma riski yüksek olabilir. 
Pediatr mıza suç yüklemiyorum ama bizi daha erken uyarabilirdi diyebilirim. Gereksiz yere 6 farklı şurup ve antibiotik ( ki bu durumda hiç işe yaramıyor. Berraktaki düzelme tesadüf idi çünkü bu rahatsızlığın gidişatında dalgalanmalar oluşuyor. Misal iki hafta iyi, bir hafta hasta, yine iki hafta iyi vs) içti ki bunu daha aza indirebilirdi. Neyse ki geç kalmadık. 
Eğer bu rahatsızlık ile bilgi almak istiyorsanız İnternette bu konu ile ilgili birçok sayfa bulabilirsiniz. 
İstanbul Anadolu yakasında ikâmet edip iyi bir Göğüs Hastalıkları Uzmanı arıyorsanız, doktor beyi gönül rahatlığı ile önerebilirim.Cumartesi günleri de randevu veriyor ( Hastane linkinden irtibat numerasını alabilirsiniz). 



Yazımı buraya kadar okuyup ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Güzel yorumlarınızı esirgemeyin...

Daha fazla bilgi icin tiklayin:

ETKİNLİKLER: Istanbul hanımefendisinin hediyeli blog keşif etkinliği

Herkese merhaba,



Resim alıntıdır



yine henüz yeni keşfettiğim blogger arkadaşımızın etkinliğini duyurmak istedim. 
Sevgili Istanbul Hanımefendisi bu güzel etkinliği başlatmış üstelik 22 ekim' e kadar katılanlar arasında çekiliş de düzenliyor. Ilgilenen arkadaşlar linke tıklayarak yazıya ulaşabilirler:



GÜZELLİK & MAKYAJ: Şelale Gülsuyu inceleme

Uzun zamandan beri yüzümü makyaj'dan arındırdıktan sonra yada sadece ferahlamak için tonik kullanıyorum. Balea' nın toniğinden oldukça memnundum. Alkol içermiyor ve gereğini yapıp cildimi temizliyordu. Gel gelelim ki burada bulamıyorum ve alternatif ürün arayışına girmeye başladım. İnstagram ve blogger'da bazı arkadaşlar gülsuyunu tavsiye ettikleri için bende ilk karşıma çıkan bu ürünü kapıp denedim.



Şelale Gül Suyu



" Şelale Gülsuyu Dünya'nın ve Türkiye'nin en kaliteli Isparta Gül çiçeği yapraklarının su buharı distilasyonu ile elde edilir. Tamamen doğal olan Şelale Gülsuyu defalarca filtreden geçirildikten sonra ambalajlanır."


Gülsuyu bildiğimiz gibi genelde gıdalarda kullanılan bir üründür. Kozmetiğe özel olmadığı için benim kullanım alanıma hitap eden yazı ve bilgi eklenmemiş. Sanırım Eczacıbaşı benim temsil ettiğim kitlenin ürününü tonik olarak kullandığının  farkına varmadı. Belki yakında güzelliğe olan etkisini de ekleyip bizi bilgilendirir...

1.Ambalaj


Beyaz plastik şişeyi süsleyen zarif pembe güllü etiket ilk anda göze çarpıyor. Kullandıkları yazı karakterin renkleri uyumlu şekilde kırmızı ve altın olarak seçilmiş. Kapağı da altın rengi olmak üzeri görüntü göze hitap edecek şekilde tamamlanıyor.

Puanlama: 2

Ben bu tür ambalajlara bayılıyorum. Saf, temiz ve zarif tasarım artı renklerin uyumluluğu tam bir bayanın hoşuna gidecek şekilde seçilmiş. İçeriğini yansıtıp özel ve doğal ürün elde etmenizde şüphe bırakılmamış.

2.Koku


Şimdi Gülsuyundan ne koku beklentisi olabilir? "Aaa, missss gibi Gül kokuyooo kızlaaarrr" demem gerekir belki :) Tabiiki öyle, ama bu kelimeler de aynı zamanda mis gibi reklam kokar, dimi??
Neyse koku şiddetli sayılmaz, daha ziyade hafif ve zarif.Yüzüme uygularken çok hoşuma gitti ki gül kokusuna aşık birisi sayılmam. Buharlaşınca sadece bir esinti gibi arada kendini hatırlatan koku bana aroma terapisi gibi rahatlattı.

Puanlama: 2

Beklentilerimi karşılayan kokuya sahip olup tam puanı haketti.

3. Kullanım


Pamuk disk üzerine ürünü sorunsuz dökebildim. Tıpadaki ufak delik çok fazla ürünün çıkmasına izin vermeyip israfı önlüyor. Rahatlıkla dozunu ayarlayabildim.

Puanlama: 2

Kullanımından da memnun kaldım. Buharlaştıktan sonra yapışıklık yok, rahatsız edici herhangi bir his oluşmuyor. 

4.Etki


Hiçbir olumsuz durum ile karşı karşıya kalmadım. Cildimi ferahlattı ve tahriş etmedi. Makyaj'dan kalıntı varsa onu da temizledi. Canlılık ve temiz bir his verdiği gibi cildimi de yumuşattı diyebilirim.
Yaz aylarında kullanıma başladığım için püskürtücülü şişeye aktarıp Body Mist (Vücut Spreyi) gibi kullandım.Çok bunaldığımda serinlemek için yüzüme,kollarıma ve dekolte'ye uyguladım. Hem hoş koku verip anında ferahlattı. 

Puanlama: 2

Etkisi beni ziyadesiyle tatmin etti. Kullandığım tonikler kadar iyidi, ayrıyetten vücut spreyi olayı artı puan hakederdi.

5.İçerik


İşte bu kategoride en büyük artıyı gösteren ürün budur. Hiçbir kimyasal katkı maddesi, boya, alkol vs. kesinlikle içermiyor ( en azından üretici bunu diyor ).
Gıda kodeksine göre üretildiği için kozmetik ürünlerinde rasladığımız kötü içeriklerin bulunması zaten mümkün değil. Etiketinde belirtilen maddeler distile su ve gıda aromasıdır.

Puanlama: 2

Şimdiye kadar incelediklerim arasında en temiz ve en az madde içeren ürün budur.

Sonuç:(10/10)

Tebrikler, ilk kez 10 üzerinden 10 alan Şelale Gülsuyu oldu. Gülsuyu'nu Tonik olarak kullanmak o kadar hoşuma gitti ki, başka markaları da denemeye karar verdim.


Uyarı:
Bu yazı reklam amaçlı değildir. Ben bu ürünü kendi param ile aldım ve hiç bir şekilde Eczacıbaşı firması ile temasda bulunmuyorum. Incelememin temeli sadece kişisel bakış açım ve edindiğim şahsi tecrübelere bağlı. Değerlendirmesi tamamiyle size kalmış.

TATLI TARİFLERİ: Elmalı Minik Poğaça

Poğaça deyince akla peynirli veya kıymalı yarımaylar gelir. Gerçi bu tarifdekiler kurabiye kategorisine aitler ama beklediğimiz kıtır kıtır yapıya sahip değiller. Daha ziyade yumuşak ve... Poğaça gibiler . Sadece tatlı versiyonu ama o da yoğun sayılmaz. En iyisi deneyip siz karar verin :)








Malzemeler:

350 gr. un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
125 gr. margarin
1 çay bardağı yoğurt

Harç için:
4 yemek kaşığı şeker 
3 orta boy elma
1 silme yemek kaşığı tarçın
1 türk kahvesi fincanı kırılmış fındık

Üzerine:
Pudra şekeri


Yapılışı:

Unu, kabartma tozu ve vanilini eleyip bir kaba alın. Eritilmiş margarın ve yoğurdu ekleyip iyice yoğurun. Hamuru üstü örtülü 15 dakika dinlendirin. 
Bu arada elmaları rendeleyip tencerede şeker ve bir çay bardağı su ile 10-15 dakika kaynatın. Soğunca fındıkları ve tarçını ilave edip karıştırın. 
Hamuru yine biraz yoğurup cevizden biraz büyük parçalar kopartıp elinizin avucunda daire şeklinde açın ( çok ince olmasın ). Ortasına harçtan biraz koyun ve poğaça gibi yarım ay şeklinde kapatın.
Fırın tepsisine yağlı kâğıt yayıp üzerine dizin. 170 derece'ye ayarlanıp biraz ısınmış fırına verin. Üzeri pembeleşene dek pişirin. Sonra soğutup pudra şekerini serpiştirin ve servis edin.

Afiyet şeker olsun...


NOT: 

Eğer harç artacak olursa kapaklı kaba alıp ilk fırsatta başka tatlıda değerlendirin. 

ETKİNLİKLER: Gri Palyaço'nun blog keşif etkinliği


Herkese merhaba,

Sevgili Reyhan Ateş'in blogundaki başlattığı blog keşif etkinliğinden daha yeni haberdar olduğum için biraz geç kalıp çoğunuzun katıldığını sanıyorum. Ama yine de destek vermek istedim ve ilgilenen herkesi davet ediyorum. 
Gelin tanışalım, beraber büyüyelim :))

Gri Palyaço'nun etkinliğine buradan ulaşın: http://www.gripalyaco.com/2014/12/blog-kesif-etkinligi.html?m=1

SAĞLIKLI BESLENME: Şifalı Kış Çayı

Herkese merhaba, 

                               




mevsim geçişlerinde yaşadığımız soğuk algınlığı, nezle, bitkinlik ve öksürük durumlarını genelde ilaçlar ile gidermeye çalışıyoruz. Özellikle oluşan baş ağrısına inat aldığımız hapların haddi hesabı yok. Oysa uzmanlar her hapşırdığımızda farma endüstrisini zengin etmek yerine doğal yollara başvurmamızı öneriyorlar. 
Ben son günlerde yine rahatsızlandığım için günde iki kez şifalı kış çayımdan içerim. İki günde beni ayaklandırdı ve o bezdiren boğaz ağrımı geçirdi. Bilmeyenler için tarifini paylaşıyorum...


                 




Genel olarak içine evinizde olan çoğu baharatı kullanabilirsiniz. Ne kadar taze ise, o kadar etkilidir. Yani kuru yerine taze nane, kekik vs. 

Büyükçe cezveye bir elmayı bölüp kabuklu ve çekirdeğini çıkarmadan koyarım. Eğer varsa yarım ayva da ekleyebilirsiniz. Ben ayva yaprağını ilave ettim ( malum ayva daha çıkmadı). Ayrıca bir çubuk tarçın, kekik, ıhlamur, taze nane, ada çayı ve taze zencefilden bir parça koydum. Zencefil çok önemlidir, onu eksik etmeyin. Dilerseniz limon kabuğu da koyabilirsiniz. Üstüne suyu ekleyip düşük ateşte demlensin. Elmalar yumuşayınca çayınız hazır. Bir fincana süzerek ilave edin ve bir çay kaşığı bal ile tatlandırın ( şeker koymayın lütfen). Çayı bir daha ısıtıp içmeyin, daima taze yapın ve bir saat içinde tüketin.


                                     




İçeriğin faydalarını da belirteyeyim:

Ayva: antioksidan,öksürüğe iyi gelir, eklem ağrılarını hafifletir

Elma: astımı önler, bağışıklık sistemini güçlendirir, antioksidan içerir

Tarçın: mikrop temizleyici, baş ağrısına iyi gelir, öksürük ve boğaz ağrısını giderir

Kekik: balgam sökücü; nezle, soğuk algınlığı ve öksürüğü giderir; antiseptik

Ihlamur: öksürüğe, grip ve nezleye iyi gelir, ateş düşürür

Nane: ateşi düşürür, grip ve soğuk algınlığa iyi gelir

Ada çayı: boğaz ve baş ağrısını giderir, bronşit belirtilerini hafifletir

Zencefil: antiseptik ve bol C vitamini içerir

Limon: gribe karşı güçlendirir, antibakteriyel, C vitamini bakımdan zengin

Bal: antioksidan ve antibakteriyel, iltihap önleyici

Bol şifalar ve geçmiş olsun...

Für die deutschsprachige Version hier klicken: Der ultimative Erkältungstee

TATLI TARİFLERİ: Cevizli kahve keki


Blogumu takip edenler kahve kolik olduğumu bilirler. Fazla zahmet etmeyen, herkesin damak tadına hitap ( en azından büyük bir kitlenin) eden kek tarif verecektim size. Aslında aylar önce paylaşacaktım ama araya yaz girince mevsime pek uygun olmadığını düşünüp biraz ara verdim bu tür tariflere. Ama hazır havalar soğmuşken fazla kalori ihtiyacımızı karşılayacak enfes keki sizlere sunmak istedim...






Malzemeler:

250 gr. un
1 pkt kabartma tozu
250 gr. şeker
1/2 çay kaşığı tuz
1/2 paket (125 gr.) margarin 
3 yumurta
1 çay bardağı sert ve soğmuş nescafe
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı ceviz içi

Sosu için:
100 gr. Pudra şekeri
1/2 çay bardağı sert ve soğmuş nescafe

Yapılışı:

Yumurtaların aklarını ayırın. Şekeri yumurta sarısı ile eriyene kadar çırpın. Yumurta akları ve ceviz dışındaki malzemeleri sırayla karıştırarak ekleyin ( un ve kabartma tozunu eleyin). Yumurta aklarını başka bir kapta köpürüp sertleşene dek çırpın. Tahta kaşık ile hamura karıştırarak yedirin. Cevizleri bıçak yardımı ile parçalayın. Hamura ilave edin.
Yağlanmış baton kek kalıbına hamuru dökün ve 165 dereceye ayarlanmış fırının biraz ısındığında yerleştirin. 50-55 dakika üstü kızarana dek pişsin. Soğumaya bırakın.
Sos için malzemeleri iyice karıştırın ve soğmuş kekin üzerine gezdirin. Dilimleyerek servis edin.

Afiyet şeker olsun...

Diğer kahveli Tariflerim:



YEMEK TARİFLERİ: Sebze Çorbası

Takvim ekim'i gösteriyor ve havalar yavaş yavaş soğmaya, yağmurlu günler çoğalmaya başlayınca çorba sezonu da açılıyor. Kış sebzeleri de manav ve pazarlarda piyasaya çıktığına göre çok sevdiğim kereviz de mutfağıma giriş yaptı. Mis gibi kokusu ile iştah açıp içimizi kaşıkladıkça ısıtan bu çorbanın ana aktörü kereviz' in yanı sıra başka sebzeleri de ekleyebilirsiniz.






Malzemeler:

1 soğan
1 patates
1 havuç
1 küçük kereviz
4 su bardağı et suyu
5-6 dal maydanoz
Tuz, karabiber

Terbiyesi için:
1 yemek kaşığı un
1 büyük diş sarımsak
1/2 limonun suyu

Yapılışı:

Soğanı 6 parçaya bölüp küçük küp doğranmış patates, havuç ve kereviz ile yağda 3-5 dakika kavurun. Et suyunu ve tuzu ekleyip sebzeler yumuşayana dek pişirin. Hepsini blender ile çekin. 
Terbiyesi için sarımsağı ezin, un ve limon suyu ile karıştırın. Çorbadan biraz ekleyip özdeşleşsin. Sonra terbiyeyi çorbaya ilave edin.
Karıştırarak bir taşım kaynatın. Maydanozları ince kıyıp karabiber ile çorbaya ekleyin.

Afiyet olsun...


Diğer çorba tariflerim:

GÜZELLİK & MAKYAJ: Akşam rutinim

Herkese merhaba,

İnstagram'da #akşamrutinim etiketini başlatıp takipçilerimi davet etmiştim. Kullandığım ürünler hakkında açıklama yapmadan sadece aşağıda gördüğünüz fotoğrafı paylaştım. Bu biraz zayıf olduğunun farkındayım. O yüzden buradan prosedürü izah etmeye karar kıldım...


            


Rutinimde temel ürünler olduğu gibi değişenler de var. Bu mevsime, ihtiyaçlarıma ve deneme merakıma bağlı olduğu için zaman zaman azalma veya çoğalma da gösterebilir.
Ama lafı uzatmadan güncel ürünlerden sırayla bahsedeyim:

1. Öncelikle makyaj yapıp yapmamam ilk adımı belirliyor. Makyaj yaptığım günlerin sonunda Essence göz makyaj temizleyici ile göz çevremi temizliyorum. Genelde diğer makyajımı tonik ile çıkarırım ama bu aralar Bebak acıbadem sütü 'nü deniyorum.

2. Ondan sonra yüzümü iyice yıkarım. Yeni keşfettiğim Dalan Antik Zeytinyağlı Defne Sabunu bu aralar o işi görüyor. Ellerimde köpürtüp yüzümü yıkıyorum, nemli Microfiber bez ile de siliyorum. Sonra ılık ve ardından soğuk su ile durulayıp yıkama faslı bitmiş oluyor. Neden Microfiber bez derseniz, yapısından dolayı cildi iyi temizler ve gözenekleri kalıntıdan arındırıp bakım için hazırlar. Ben yıllardır kullanıyorum ve size de tavsiye ederim.

3. Şelale Gülsuyu 'nu tonik niyetine kullanıp yüzümü güzelce silerim. Bu hem ferahlık veriyor hemde gözenekleri kapatıyor. Bazen gözlerim yorulduğunda iki pamuk ped üzerine biraz gülsuyundan koyup gözlerimin üzerinde 5-10 dakika bekletirim. İnanılmaz rahatlatıyor.

4. Sıra geldi kremlere. Göz çevresi için Clinique All about Eyes rich'i uyguluyorum. Yüzüme o günkü nem ihtiyacıma göre ya Clinique Superdefense SPF 25 (yoğun kıvamından dolayı) yada başarılı bulduğum Rival de Loop Hydro 'yu ( hafif yapılı, çabuk emiliyor ve canlandırıyor) sürerim. Arada büyük fiyat farkları olmasına rağmen ikisini de tavsiye edebilirim. Ayrıca Clinique kremini kıvamından dolayı az miktarda uyguladığım için bereketli üründür.

5. Yüz bakımım burada biter. Eğer günlerden maske uygulaması ise 3. adımdan sonra onu yaparım. Ben doğal ve ev yapımı maskeleri tercih ediyorum. Eğer bu konuyu merak ediyorsanız Ev yapimi dogal yüz maskeleri adında yazımı mutlaka okuyun derim. 
Elbette diş bakımımı da ihmal etmem. Diş ipini düzenli olarak kullanırım, onun dışında Braun elektrikli diş fırçamdan vazgeçmem, faydalarını çok gördüm. Diş macununda tercihlerim yoktur ama Colgate' i epeydir beğenerek ailece kullanırız. 

6. Bütün gün eziyet ettiğim ayaklarıma artık sıra geldi. Emektarlarıma Franziskus Fussbalsam ile masaj yapmadan yatmam. Hem ferahlatıyor hemde yumuşatıyor. Böylece rahatlayıp güne elveda deyip yatağım ile kavuşurum...