ÇOCUK & AİLE: Berrak' ın doğum hikayesi

Herkese merhaba,


Berrak Nil, 24.09.2012


1 Şubat 2012 'de jinekolog bana ''Gözünüz aydın, hamilesiniz'' dediği anda önce şoka girdim, sonra da sevinçten ağladım. Biraz şaşkın dediklerini dinlemeye çalıştım ve yeni gelişmeyi sindirmeye çalışırken aniden ''... embriyo 'nun gelişimine bakarsam sezaryen doğumunuz 20 ila 24 eylül arasında olabilir'' dedi.

İkinci şok! Sezaryen mi?? Neden?? Hasta mıyım, bebekte sorun mu var? Ama hiç sorun yoktu ki. Yoksa korunmak için aldığım haplar ile mi sorun var? Yok canım...
Derken benim yerime eşim söz alıp doktor hanıma sordu. Gülümseyerek ''Yok yok. Endişelenmeyin ikisi de sağlıklı görünüyor. Ama eşinizin yaşı itibarı ile sezaryen doğum yapmamız şart. Hem anne için kanama riski düşük, hemde bebek için ölü doğma riski ortadan kalkıyor. Hiç merak etmeyin. Bizde emin ellerdesiniz. Hastanemizde yılda xxx kez bu prosedürü gerçekleştiriyoruz ve şu ana kadar hiç komplikasyon olmadı. Ayrıca odalarımızda...''
Şaşkınlıkla sürekli sırıtan doktorun monoloğun dinlerken, kendimi bir mağazada satış personelinin konuşmasını dinler zannettim. Yaş itibarı mı?? Tamam 37 yaşındayım ama bu otomatik olarak normal doğum yapamam mı demek oluyor? Bu nasıl bir saçmalık!
Sizler bu şaşkınlığıma tebessümle cevap verirsiniz, biliyorum. Ama ben o aralar taze gelin olarak henüz 5 aydır Türkiye' de yaşıyordum ve bu tür gerçekler ile yeni yeni tanışıyordum.
Sezaryene karşı değilim genel olarak. Ama bunu ticarete bağlayıp hamilenin korkularını kullanarak pazarlamak da yararlı olmaktan çıkıyor.

Ben devlet hastanesi dahil her yerde sezaryen adayı muamelesi gördüğüm için Almanya' da doğurma kararı aldım. Bendeki olası riskini güya hiç bir doktor üstlenmezmiş efendim. Eh, öyle olsun dedim.

Temmuz 2012`de annemlerin yanına Almanya' ya gittim. Uçak seyahat şirketleri tarafından belli bir hamilelik döneminden itibaren yolcu olarak kabul edilmediğim için doktor raporu ile seyahat edebildim. Bu benim için de iyi oldu, çünkü ağırlaşmaya başlamıştım ve yaz sıcakları tam olarak eziyete dönüşmeden serin alman havası beni kurtardı.

Almanya' da ilk jinekologuma göründüm. Türkiye' deki doktorların sezaryen için gösterdikleri sebepleri anlattığımda kafasını şaşkın şaşkın salladı: ''Tabii ki yaşınız ilk doğum için ideal değil. Ama tıbben bu sezaryen için bir gerekçe de değil. Genel sağlık durumunuzda sakınca olmadıkça normal doğumunuzu rahatlıkla yapabilirsiniz. Zaten size eşlik eden ebe doğumu an be an takip edecek. Herhangi komplikasyon oluşursa hemen ameliyata alma imkanı var zaten. Bu yönteme sadece gerektiğinde, anne ve/veya bebeğin sağlığı tehdit altında olursa başvururuz.''

Bu sözleri içimi rahatlattı. Aylardır farklı doktorların olumsuz konuşmalarından sonra nihayet güvene bildiğim ve rahatlatıcı cevaplarımı almıştım. Doktor bey gerekli periyodik muayenelerin listesini yapıp, Türkiye' den getirdiğim tetkikleri sonuçlarını inceledikten sonra kendime bir ebe seçmem gerektiğini söyledi. Ayrıca yakınımdaki hastaneleri gezip, doğum yapmak istediğim yeri en kısa zamanda belirleyip başvurumu yapmam gerektiğini belirtti.

Alman' ya da sağlık sigortası tüm doğum masraflarını artı hamilelik ve doğum sonrası ebe ziyaretlerinin ücretlerini karşılıyor. Zaten doktordan ziyade doğum ve bebek sağlığı ile ilgili daha fazla ebe ilgilenir. Tabii ki tıbbi muayeneleri jinekolog ve pediatrist tarafından yapılır ama diğer sorular ve psikolojik destek için en başta iyi bir ebe seçmek şarttır. Ebeler evine gelip doğum öncesi hazırlıklar ile ilgili bilgi verir, ne lazım ne gereksiz diye öğretir. Hastane çantası hazırlığından tutun doğumda nefes alma egzersizine kadar hepsini öğretir. Tecrübelerini kullanarak normal doğumdan korkanların sorularına yanıt verip onları baskı yapmadan cesaretlendirir.


Hastane'deki doğumhane


İlk önce kendime hastane seçmeye karar verdim. Belirtmem gereken bir nokta var, bahsettiğim hastaneler hepsi devletindir. Bizdeki özel hastanelerin yoğunluğu Almanya'da yok. Hastanelerin % 90 'ı devletindir ve her konuda Türkiye'deki özel hastaneler ile rahatlıkla yarışır.




Arkadaş çevremdeki yeni annelere danışıp hastaneyi aslında belirlemiştim ve hemen başvurdum. İlgilenen ebe tecrübeli iki çocuk annesi ve bana hemen tavırları ile sempatik olan benim yaşlarımda bir kadındı. Arkadaşlarım doğurmak istediğim hastaneden ebeyi seçmeye tavsiye ettiler. Böylece doğumda yanımda olma olasılığı yüksek olup, daha sıcak ortam oluşması mümkün olabilir dediler. Ebeler hem serbest çalışıp ayrıca hastaneler için de görev alabilirler.

Ebe hanıma beni kabul edebilir mi diye sorduğumda yoğun olduğuna rağmen hemen kabul etti. Baya rahatlamıştım çünkü kabul etmeyebilirdi, sonuçta geç kalan bendim. Doğuma kalan 4-6 hafta içinde haftada 2 kez ziyaretime gelip tavsiyelerde bulundu. Ayrıca istediğim suda doğum için bilgi verdi ve dikkat etmem gerekenleri anlattı. Sıcak ve cana yakın ilişki oluştu ki kendimi o süreçte her zaman rahat hissettim. Ne zaman bir sorunuz olursa beni arayabilirsiniz, bir problem olursa size hemen yardımcı olurum dedi.

Sonra beklediğim gün geldi. Perşembe gecesi saat 3 civarında ağrısız sızısız suyum geldi. Daha doğrusu tam olarak onun olup olmadığını pek anlayamadığım için ebemi aradım. Emin olmasam bile hastaneye' ye gitmemi tavsiye etti. Kardeşim beni hemen oraya götürdü. Ve muayenede doğum sürecin başladığını, artık burada kalmam gerektiğini söylediler. Henüz hiç sancım yoktu ve ne olup biteceğini merakla bekledim. Sabah bana istediğim odaya geçme imkanını sundular. Annem yanımda refakatçı olarak kaldığı için oda' nın boşalmasını beklemek zorunda kalmıştım. Buna değerdi, çünkü diğer odalarda beraber kaldığın annelerin ziyaretçi akımını çekmektense annemle yalnız kalmayı yeğledim.
Cuma günüm doğumhane ve oda arasında 4 saatte bir mekik dokumakla geçti. Rahim ağzı fazla genişlememiş ama hafiften sancılar başlamıştı. Bebeğin kalp atışlarını da belli aralıklar ile kontrol ettiler. Suyun geldiği andan itibaren normalde 48 saat içinde doğum gerçekleşmesi gerekirmiş. Onun dışına çıkınca iltihap ve enfeksiyon riski sezaryene doğru götüre bilirmiş. Neyse ki korkacak bir durum yoktu ve cuma akşamüstü ebe bana sancı arttırıcı ilaç vermeye başladı. Ve gerçekten işe yaradı. Bir saat içinde sancılar epey arttı. Aralıkları kayıt eden kardeşim bana çok destek oldu. Gittikçe sancı artıyordu ama hala rahim ağzı fazla genişlememiş idi. Bu arada Cumartesi sabah oldu. Geceyi gide gele devirmiştim ve uykusuzdum. Ebe bana sağlam kahvaltı yapmamı önerdi ve ( eğer daha önce aralıklar 5 dakikaya düşmezse) öğleden sonra 3 de gelmemi söylemişti. Oda' da kahvaltı sonrası uzandım ama ortalama 15 dakikada bir 5 dakika sancı nöbetleri yaşıyordum. Arada sancı dayanılmaz hale geldiğinde önerdiği gibi sıcak duş aldım ve ne diyeyim acayip rahatlatıcı oldu. Keşke burada doğura bilsem diye içimden geçirdim.
Neyse ki zaman geldi ve doğumhaneye doğru süründüm. Yolda bir kez sancım tuttu ki az kalsın bayılacağım diye düşündüm. Vardığımda ebe beni yine muayene edip bebeğin kalp atışlarını kontrol etti. Artık kalıp suda doğumu hala istediğimi sordu. Ben evet dedim. 


Girdiğim ve çıkmak zorunda kaldığım küvet


Küveti hazırlamak bir saate yakın zaman aldı ki bu arada ben epey yorulmuştum. Aldığım ilaçlardan dolayı istifra ettim ve mide boş vaziyette küvete girdim. Sıcak su sancıyı hafifletse de mayıştım. Bu şekilde doğum için gereken kuvveti elde edemeyeceğim için sudan çıkmamı tavsiye etti. Saat altı buçuk olmuştu ki ben sancılardan dolayı transa geçmişim. O kadar şiddetliydi ki ne otura biliyordum, ne de yata biliyordum. Saatlerce ayakta kıvranmaktan başka bir şey yapamadım. Nefes alma tekniğini hala öğretildiği gibi yapsam bile sanki bir işe yaramıyordu. Küfür savurduğumu bile hatırlıyorum :))

Ebe bana küvetten çıktığımda sancılara bir ara vermek için epidural anestezi'yi önerdi. Karar bende olduğu için risklerini de anlattı. Ben ilk etapta yaptırmak istemesem de artık dayanamadım. Biraz dinlenmeye, güç toplamaya ihtiyacım vardı ve kabul ettim. Doktor iki sancı dalgası arasında epidurali yaparken hiçbir şey fark etmedim. Beni yan yatırıp birazdan sancıların hafifleyeceğini hissede bileceğimi söylediler. Sanki sis duvarının ardından sesler geliyormuş gibi geldi bana. Ama aynen öyle de oldu. Yavaş yavaş sancılar dindi ve rahatladım. Bu arada annem çok yorgun düştü ki uzanmak istedi ama odaya dönmeye de cesaret etmedi. Halbuki kardeşlerim de yanımdaydı. Bunu duyan epidurali yapan doktor hanım dışarıdaki yatağı içeriye getirip benim doğum yatağın yanına yerleştirdi. 




Ve böylece yan yana dinlene bildik. İyi ki epidural' e evet demişim diye aklımdan geçirdim. Gerçekten gerekli olduğunu bundan sonra anladım. Birden tuvaletim geldi sandım. Sanki büyük ihtiyacım gelmiş ve tutmaya çabaladım ki o anda ebe gelip nasıl olduğumu sordu. Utanarak tuvalete gitmem gerektiğini söyledim. Ama bu meğer bebeğin doğum kanalında ilerleme belirtileri imiş. Hemen beni sırtüstü yatırıp doğum pozisyonuna alıp ıkınma mı istedi. Kızımın kafası görünmeye başlamış bile! Nedense o kafanın çıkması tam iki saat sürdü. Ikınırken kafam çatlayacak sandım. Biraz daha, biraz daha derken son santimleri aşmayarak yine gücümü yitirip kafası geri gitmiş. '' Bu çocuğu doğura mayacağımmmm!!!'' dedim. Doktor hanım karnıma basarak çıkmasına yardım ederken ''Hiç merak etmeyin, bu güne kadar hepsini doğurduk. Başaracağız hep beraber.'' deyip bana destek verdi.



Sonra nasıl olduysa 22 Eylül 2012 ,akşam saat 23.44 de 3850 gram ağırlıkta ve 55 santim boyu ile kızım Berrak Nil dünya'ya merhaba dedi. Sessiz, sedasız, etrafa bakınarak loş ışıklı bu doğumhane ilk gördüğü mekan oldu. Ben iki saat daha doğumhanede kalıp Berrak ile muayenelerden geçtim ve sonra ilk emzirme deneyimimiz oldu. Ama hanımefendi o kadar yorulmuş ki ,emmeden uykuya daldı. Ben ise odama döner dönmez ayağa kalktım. O kadar enerjiktim ki, sanki doğuran ben değildim. Sabah 3' e kadar kızıma bakıp durdum. Anestezinin teshiri çoktan geçmişti ama doktor hanım eğer başınız şiddetli şekilde 24 saat içerisinde ağrıcak olursa hemen haber verin demişti. Çok şükür hiç ağrım sızım olmadı. Hatta rahim ağzında yırtılma bile oluşmadan doğumu atlatmışım.
Önceden o derece mutlu olduğumu hiç hatırlamıyorum, sanki uçacakmışım gibi her an kanatlana bilirim diye düşünüyordum. Bunca yorgunluk ve zorlanma, sancı ve ağrı birdenbire uçup gitti. Yerine o mucizevi hormon kokteyli vücuda enerji verirken hayret ediyorsun.

Başardım.

Ve bir daha hamile kalıp doğurmam gerekirse yine normal doğumu tercih ederim. Yoo, sancıyı ve acıyı unutmadım. Hala ne kadar şiddetli olduğunu pekala biliyorum. Ama buna gerçekten değer. Bunu iyi ki yaşamışım. Tam olarak sonuna kadar ağrıyı hissetmek nasip olmadıysa bile yine de normal doğum ile dünya'ya getirdiğim için çok mutluyum...

Sizler ne yaşadınız? Normal doğumu mu yoksa sezaryen mi tercih edersiniz yada ettiniz? Yorum bölümünde cevaplarınızı paylaşırsanız çok mutlu olurum...


Berrak Nil, güncel 


Sevgilerimle <3


26 yorum:

  1. Merhaba çok güzel bir yazı olmuş. Bebeğinizi Allahım size bağışlasın. O günleri tekrar yaşadım bende. Benim de 2 çocuğum var ikiside sezeryan. Mecburiyetten tabii. İlk kızım doğdu , son ana kadar normal doğum olacaktı öyle planlamıştık. Ama olmadı 2 gün su kaybetmişim acemi anne tabii ben anlamadım bebek susuz kalmış. Doğuma daha 3 hafta vardı. Apar topar doğuma alındım. Sonuç sezeryan, küçücük doğdu kızım 2, 500 gr ağırlığında 44 cm boyunda :) ilk doğum sezeryan olunca oğlum da sezeryanla doğdu tabii. Ama sonuç ne olursa olsun onların varlığı her şeye değer. Rabbim cümlemizin evlatlarını bizlere bağışlasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sezaryen gerektiği için olduğu zaman faydasına lafım yok. Sayısız bebek ve anne bu yöntemin sayesinde hayattalar. Yaşadıklarınızı, korkunuzu tahmin edebilirim. Umarım yavrularınız ile daha güzel günler yaşarsınız :)) değerli yorumunuz için teşekkür ederim

      Sil
  2. Maşallah kızınız çok tatlı.Bayanların doğum hikayeleri,beylerin askerlik anıları hiç bitmezmiş :))
    İlk oğlum 4.870 gr kilolu bir bebek olduğu için doktor önerisi ile sezeryan doğum yaptım.İlk bebek sezeryan olunca 2.doğum da sezeryan oldu malesef :( Bence de her bayanın ilk tercihi normal doğum olmalı ;)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Berrak kıl payı sezaryen den kilosundan dolayı kurtulmuştu. Dört kiloyu geçseydi doktor normal doğumu önermeyecekti ama denerdim yine. Tercih konusunda bende anne adaylarına normal doğurmalarını tavsiye ederim. Güzel yorumunuz ve iltifatınız için teşekkürler :)

      Sil
  3. ne güzel anlatmışsınız duygulandım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Epeydir anlatmak istemiştim ama yazı çok uzayacak diye çekindim. Fazla detaylara girmeden konuyu tam olarak yansıtmaya çalıştım ama yazdıkça baktım ki olmuyor, yine uzadı :) Anne adayları belki biraz korkmuş olabilirler, zaten doğum öncesi bu ağrı neyin nesidir bilemiyorsun. Kime sorsam ya unuttum der ya da izah edemez. Gerçekten de betimlemek ile şiddeti kavrayamazsın. Ama herşeyi tüm çıplaklığı ile anlatmak daha doğrudur. Ne normal doğum kolaydır, ne de sezaryen .

      Sil
  4. Canım benim yaa kelime atlamadan okudum duygulandım bizimkilere kızdım:((
    bu sezaryan modası yüzünden sağlıklı genç annelere eziyet ediyorlar sırf devletten artı parayı alablmek için yazıklar olsun.
    Burada en fiyakalı özel de bile o anları yaşamak nereye hepten korkutup sezeryana alınırdın:((
    Benim doğum yaptığım yıllar da doktorlarımız aynen yabancı doktorların size açıkladığı gibi söyledi sezaryen için hatta adı bile anılmazdı. ya çocuk ters gelecek durumu ya da anne de çatı darlığı sezaryen nedeniydi şimdi maşallah normal doğum çok az en son dakikalar da devlet hastanesine giden normal doğum yapıyor ama özel doktorunuz varsa son haftalar da nedense birdenbire anne adayın da bir sorun oluyor ve sezaryen:((((
    Minik yavrunuza ve size sağlıklar güzellikler diliyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, haklısınız herşey para ve ticarete dönüştü. İnsanların sağlığı üzerinde kazanılan milyarlar yetmiyor. O kadar gereksiz ve fazlasıyla abartılmış ücretleri talep ediyorlar, içler acısı. İnsan hayatının önemi kalmadı, paran varsa iyisin yoksa hadi bal başının çaresine... :(

      Sil
    2. Hatice hanım, blogumu ziyaret edip güzel yorumlar ile beni mutlu ediyorsunuz. İade-i ziyarette bulunmak istedim ama blogunuza davetsiz giriş yapılmıyormuş. Acaba bir sorun mu var yoksa gerçekten öyle mi?

      Sil
  5. Benimde normal doğum oldu. Türkiye'de ticarete döktüler işi herkese sezaryen yapıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylüyorsun. Ama bunu gebeler kendileri de biraz kolaya kaçıp o modayı besliyorlar ( arz talep meselesi). Ama sezaryen de riskli, sonuçta bir ameliyat. Tercihim her zaman normal doğumdan olurdu ve anne adaylarına da en azından denemelerini tavsiye ediyorum. Doğadan uzak kaldığımız yaşamımızda bari bu doğal kalsın...
      Değerli yorumun için teşekkür ediyorum <3

      Sil
  6. ayy hıc anladıgım bı durum olmamasına ragmen zevkle okudum asamaları ılerıde lazım olabılır dıye kaydettım aklıma elınıze saglık :) allah analı babalı buyutsun :) hıc bı dusuncem olmadıgı ıcın bı tercıhte yapamıyorum bu konu da umarım pişman olmayacagım bı karar olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğine sevindim, henüz erken olsa bile ilgilendiğin iyi yaklaşım. Tercih zamanı gelince yapılır zaten, yakında normal doğum ve sezaryen hakkında yazı paylaşacağım. Orada artı ve eksileri sıralayacağım. Önemli olan iyi araştırıp herşeyi olduğu gibi kabul etmemek. Optum <3

      Sil
  7. Çok güzel anlattin canim. Ilk oglumu istanbul da özel hastanede dogurdum. Doktor sezaryen dedi çocuk iri dedi korkuttu çika çika 3500 kg çikti. Hemsireler tuvalete götürmeye bile gelmiyordu. Diger 2 çocugumu avusturyada dogurunca kendimi prensesler gibi hissettim. Hemsireler yikadi pakladi sürekli yanima geldilwr. Hatra 2. Oglumda henüz almancam zayif oldugu için ingilizce bilen doktor verdiler. Ben de suda dogum yapacaktim oglum ters gelince sezaryen olmak zorunda kaldim. Kizimda da artik mecburen oldum. Yemekler bakim süper bir kurus para vermedigimiz gibi hemsireler bahsis bile almiyor. Ancak çicek yaptirdik da onu kabul ettiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aradaki farklar çok büyük, herşey para olunca seni insan yerine koymuyorlar. İmkânı olan yurtdışında doğurmayı tercih ediyorsa bil ki ülkemizde kadının o konuda da hiç değeri yok maalesef... :(

      Sil
  8. Çok duygulandım yazınızı okurken, lütfen devam edin bu yazılarınıza olur mu? Bu aralar ufak ufak bebek planları yapmaya başladık, ne zaman kısmet olur Allah bilir. Annelerin tavsiyelerini yaşadıklarını öğrenmek o kadar hoşuma gidiyor ki anlatamam. Sezeryan olayında ben de şimdiden korkuyorum. Maalesef ki çevremdeki birçok örnekte, doktorlar son ana kadar doğum deyip, doğuma ramak kala "belki de zorunlu olmayan nedenlerle" sezaryene yönlendirildiler. Sanırım o anki psikolojide anneyi nasıl yönlendireceğini iyi biliyorlar.
    Benim merak ettiğim birşey var. Canan Karatay'ın şeker yüklemesine karşı olduğunu muhakkak duymuşsunuzdur. Almanya'da yapıyorlar mı bunu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle güzel yorumunuz için çok teşekkür etmek istiyorum, yazımı beğendiğiniz için sevindim :) umarım planlarınız olumlu sonuçlanıp nurtopu gibi evladınız olur ( dünyanın en derin ve mutlu eden sevgi budur ). Sorunuza gelince, yazıma bu konuyu eklemeyi düşünmüştüm ama çok da uzadığı için yine vazgeçtim. Şeker yüklemesi bana hem TR de hemde Almanya'da yapıldı ( ikincisi ailemde şeker riski yüksek olduğu için). Ben Canan hanımın her teorisine katılmıyorum ama bu konuda hak veriyorum. Yararları tartışılıyor ama bence hamile ve bebek için ağır testtir. Aç karnı ile yoğun glikoz içeren sıvıyı içmek normal bir insan için zor, hamile olup da zaten canınız burnunda durumda nasıl bir işkence olduğunu tahmin edebilirsiniz. Ben iki testte de istifrah edip tansiyonum aşırı düşmüştü. İkinci testte baygınlık geçirecektim ki allahtan hemen müdahale edebildiler. Yapılmasını doğru bulmuyorum ve arkadaş çevremde bu testin yanlış sonuçlar verdiğine de şahidim. Maalesef yeterince bilgi sahibi değilim ama Canan hocanın dedikleri benim açımdan oldukça mantıklı geliyor.

      Sil
    2. Sıkıntı yaratmış olmasına üzüldüm sizde de. Bana da Canan Hocanın bu konuda söyledikleri ve glikoz yerine açlık-tokluk kan testini yaptırın demesi daha mantıklı geliyor. Ama hamilelik psikolojisiyle zaman bana ne gösterecek ve o zaman nasıl hareket edeceğim onu da bilemiyorum. Çünkü doktorlar sezaryene benzer olarak " yaptırmazsan şöyle şöyle olursa, sorumluluk senin" diye korkutuyorlar.
      Büyük konuşmamalıyım, bakalım zaman ne gösterecek.
      Sevgiler.

      Sil
  9. merhaba,takipteyim:) banada beklerim..
    sundaybunday.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz, ilk fırsatta uğrayacağım :) Sevgiler

      Sil
  10. ay ya çok tuhaf de mi bizim doktorlar, iyi ki gitmişsin, ayrıca berrakı öp benim için yaaa bi de bu yazını çok sevdim koycam bloguma bi ara herkes okusun :)

    YanıtlaSil
  11. Berrak da öpüyor seni, yazımı beğendiğine sevindim :) sağolasın

    YanıtlaSil
  12. Zaten benim hikayemi biliyorsun iki normal doğum ve iyiki öyle oldu. Doğumdan sonra bende hep kızını izledim hep bakıştık...doğum sonrası hiç ağrım olmadı epidural almadım ama son sancılarda geçiyor bir şekilde işte...uzun önür versin rabbim onlara eksikliklerini göstermesin. Çok tatlı csdı. Öp benim yerime

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım güzel yorumun için, senin meleklerini de öpüyorum kocamaaaaann :))

      Sil
  13. Gamze iyi ki söylemişsin yorumunda.. çok yeni olduğum günlerde paylaşmışsın kaçırmışım Berrağın hayata merhaba demesini :) Aynı fikirde olduğum ve yakın şeyleri tecrübe ettiğim biriyle tanışmak ne güzel.. Zaten senin normal doğummu sezaryan mı paylaşımında doğum hikayemi yazmak istediğimi söylemiştim böyle kısmet oldu :) O güzel yüzlü meleği kocaman öpüyorum, doğal doğumun doğal çocukları diyorum ben onlara sevgiler :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, şimdi bende hatırladım :))
      Senin cimcimeni de öp bizden <3

      Sevgiler

      Sil

Sanatçı' ya alkışı, Blogger' a yorumunuzu esirgemeyin...
Teşekkürler ve Sevgiler 💖