özet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KİTAPGÜNLÜĞÜM: Şubat'ta okuduğum kitaplar

Herkese merhaba,

Şubat ayı bu sene 29 gün sürse bile o eksik olan 1-2 gün benim için okuma hedefime ulaşmakta zorluklar yaşattı. Ayrıca kızımın emzik bırakma sürecine ve eşimin bel fıtığı sorununa denk geldiği için rahatça okumak için daha da az zamanım kalmıştı. Hedeflediğim 5 kitabı okumak artık başka bir aya kaldı...
Ama gelelim asıl meseleye. Bu ay bir birine çok yakın konuları içeren eserler okumuş oldum. İkisi e-Pub formatın' da olup birini ''gerçek'' kitap olarak okuyabildim. İki kitabı maalesef bitiremediğimi itiraf edip Mart ayına sarktığını belirtmek istiyorum. Sebepleri size aşağıda açıklayıp o ana kadar okuyup fikirlerimi kısaca sunuyorum. O yüzden hak ettikleri puanları gelecek ayın özetinde vereceğim.

Kate Mosse - Tapınak







Tarihi kurgu, roman kategorisinden olan bu eser akıcı yazı stili ile öne çıkıyor. Ayrıca yazarın iyi araştırıp, sağlam zemine basarak gerçek olayları hikayesine işlemeyi başarmış.
1891 yılında Fransa' nın güneyinde olan Rennes- le- Bains kasabasına yakın Domaine de la Cade adında özel mülke ağabeyi Anatole ile misafir olarak gelen Leonie' nin yaşadığı trajik olaylar, 2007 yılındaki amerikalı yazar Meredith' in ailesinin kökenlerini aydınlatmak için aynı yere gelmesini etkileyip, doğa üstü olayları yaşamasını sağlıyor.
İki zaman dilimlerinin ana aktörleri olan genç bayanlar zamanda ileri ve geri giden bölümlerde paralel olarak hikayeyi ilerletiyorlar. Birbirinin yaşadıkları olaylar bağlantılı olarak, güçlü olan 6.hislerini zorlayıp bazı tesadüflerin pek öyle olmadıklarını anlıyorlar.
Kötü güçlerin zaman içerisinde belli aralıklar ile ailelerinin fertlerine darbe vurarak, olayların bu şekilde gelişmesinin sebepleri olduğunu gösteriyor. Ana aktörlerin bayan olması benim hoşuma gitti. Güçsüz gibi gözüken ama gittikçe gerçek gücünün farkına varıp erkek figürlerini ikinci plana atmayı başarıyorlar. Hikâye sadece alışılmış kötü/ iyi klişesini içermiyor. Kadın figürlerin karşısında duran güçlü (ve kötü) erkek tam bir prototip olan, içindeki zehiri dışa vurarak sonuna kadar hırsını doyurmak sureti ile hareket edenlerdir.
Bu tür fantezi romanlara ilgi gösterenlere tavsiye edebileceğim kitaptır. Kurgusu iyi , hikâyesi akıcı ve üslubu yumuşak olması bayan okurlara hitap edecek şekildedir. Doğa üstü güçler ile uğraşmaları sizlere uykusuz geceler ve/veya kâbus yaşatacak derecede kurgulanmamıştır. Ben uyku öncesinde rahatça okuyabildim. Ama hayal dünyanıza dayanarak bu tür hikayelerden çabuk etkilenenlerden seniz gece okumanızı önermem. Yine de bir Stephen King başyapıtı olan ''İt'' romanının etkisine ulaşamaz, o tür hikâye arayana da fazlasıyla hafif gelecektir.
Korkutmadan heyecanlı zaman geçirmek için idealdir. En azından ben öyle düşünüyorum :))

Puanım:4/5


Zecharia Sitchin – 12. Gezegen







Gece yatarken uykumu feda edip okuduğum ikinci e-Pub kitap biraz bilim-kurgu gibi görünse de aslında alimler tarafından imkansız olarak görülmüyor. Bazı hesaplamaların sonucunda mevcut güneş sistemimizin bu şekilde çalışması için bir gezegenin eksik olduğu varsayılıyor. Daha doğrusu yörüngesinin binlerce yıl süren yolculukta henüz modern yaşamımız ile kesişmediği için varlığı tespit edilememiş olduğu ortaya atılıyor. Ama bu bizden önceki uygarlıklar için geçerli değildi. Hatta bu gezegenin sahipleri ilk kayıtlara geçen uygarlığı olan Sümerlerin ve böylece modern insanın ataları olduğunu tahmin edenler arasında Zecharia Sitchin de yer alıyor. Belgeler sunarak bu teorinin gerçek dışı olmadığını kanıtlamaya çalışan yazarın ne denli ikna edici olduğunu henüz şahsım için söyleyemem. Şimdilik ortaya attığı iddiaları kayda geçirip o efsanevi Sümer uygarlığı ile ilgili bazı bilimsel eserleri ek olarak incelemek istiyorum. Bu sebeple ülkemizin bir numaralı Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ hanımın kitaplarına başvuracağım. Bu kitap hakkındaki düşüncelerimi bu yüzden sadece okuma kolaylığı ve emek konusunda değerlendirip puanlarımı vereceğim. Şu ana kadar enteresan bilgiler içerip okumaya devam etmemde bir engel oluşmadı. Anlatma stili akıcı ve zorlamadan ilerletiyor. Bu şekilde devam edecek mi göreceğiz...


Ahmed Osman - Musa ve Akhenaton







12. Gezegen'in akıcılığı ve heyecan verici anlatımı maalesef başka bilimsel eserler için geçerli değil.
Musa ve Akhenaton daha ciddi ve konu ile ilgili altyapı isteyen kitaptır. Roman tarzında çerez niyetine tarihi bilgiler edinmek isteyenler için oldukça sıkıcı ve yorucudur, bundan emin olun.
Henüz bitirmiş olmamamın sebebi zaten 366 sayfa kapsayan kalınlığı değildir. Esas bu kadar yavaş ilerlemem neredeyse her sayfayı pür dikkat okumam gerektiği için bana iletmek istenen bilgileri doğru algılayıp gerçekten anlamaktır. Okul zamanımdaki kitap incelemeleri hatırlayıp not almadığım bölüm olmadı. Post-it kullanarak önemli bilgileri kolayca bulmam için işaretlediğim ilk kitap budur. Ben genelde yorumumu kafadan kitabı tekrarlayarak yaparım. Ama ciddi çalışmada bu imkansız. Bırakın bu ay bitirmeyi, Mart'ta bile sonlandıracak olursam eğer sadece kısa bir özet ile değerlendirmem yazara ihanet olur. Kitabın hakkını vermek için sanırım ayrı bir yazı yayınlarım ama tabii ki aylık okuduğum kitap sıralamasında özetleyip puanımı vereceğim.

Bu ay biraz zayıf geçse de enteresan kitaplar ile tanıştığım güzel oldu. Düş kırıklığı da yaşamadığım müddetçe hala yıllık hedefime ulaşma hırsım devam edecek...


Sevgilerimle <3

KİTAPGÜNLÜĞÜM: Ocak ayında okuduklarım

Herkese merhaba,

2016 yılına girmeden kendime bu yıl için 33 kitap okuma hedefi koydum. Bu fikri vikitap' daki uygulamadan aldım ve başarırsam kendimle gurur duyacağım kesindir :)

Ocak ayında 3 kitap bitirmiş oldum. Genelde akşam yatmadan okuma fırsatım olduğu için, hepsini e-kitap olarak okumuş oldum. Eşim uyurken karanlıkta okumak için tek imkanım buydu. Ayrıca evimde misafirler olduğu için salonda' da ne yeterince sakin ortamı bulabiliyorum, ne de geç saatlere kadar oturabiliyorum. Bu yüzden telefondaki ePub uygulaması benim çok işime yaradı. Şu ana kadar 200 kitap kayıtlı olarak okunmasını bekliyor, bakalım hepsine sıra gelecek mi...

Her ay okuduğum kitapları kısaca özetleyerek, fikirlerimi sizler ile paylaşacağım. Bazı eserler hakkında daha detaylı yazmak gerekirse, “Kitapgünlüğüm” başlığı altında alışılmış şekilde düşüncelerimi sizler ile paylaşacağım.

Gelelim Ocak ayında okuduğum 3 esere:


Nazan Bekiroğlu - Nar Ağacı




Tarihi altyapısı olan hikayelere zaafım olduğu için, tüm kötü yorumlara rağmen kitaba şans tanımaya karar verdim. PDF kitap olarak İnternet' ten indirme şansım olduğu için, kaybedecek bir şeyim olmadığını düşündüm.
Kitabın ana konusu yazarın dedesinin ve anneannesinin tanışmasıdır.
Taht-ı Süleyman (İran) asıllı Settarhan ve Trabzonlu Zehra'nın yolları birleşene kadar yaşadıkları serüvenler, yazarın an be an bize biraz kopuk şekilde aktarması bazı okuyucuları yorabilir. Detaylı betimlemeleri ve kendine has anlatma stili bazen hikayenin akıcılığını frenliyor. Yazar dedesi hakkında yetersiz bilgi sahibi olduğu için memleketi Trabzon'dan yola çıkarak, Settarhan' ın izini sürüp İran' daki akrabaları ile görüşür. Oradan ele geçirdiği bazı fotoğraflar sayesinde zaman zaman bir rüyaya dalar gibi zaman yolculuğuna çıkıp, aktörlerin yaşadıklarına tanıklık eder. Bu sadece gözlemledikleri ile sınırlı kalmaz. Düşüncelerini ve hissettiklerini de bize aktarır. Arada kendi bilgileri ile harmanlayıp, gelecekte yaşadıklarını da bize iletir ki böylece bağlantı kurmamıza yardımcı olur.
Eser kolay okunacak ve akıcılığına kapılıp, çerez niyetine tüketilecek piyasa romanları gibi değildir. Konuya odaklanmanız gerek. Yazarın üslubuna ayak uydurmak, hikayenin akışına kendinizi kaptırmak zor olabilir. Ben yine de severek okudum. Sadece sonu beni biraz üzdü. O kadar okuyup o iki insanın birleşmesinin ne şekilde gerçekleşeceğini sabır ile beklerken, daha derin daha sarsıcı bir karşılaşma beklerdim. Bu maratonda son metreler maalesef fazla hızlı ve biraz özensiz geçti.
Sanki artık nefesi kalmamış, bir an önce bitireyim de gitsin gibi damakta tat bıraktı. Sonu bence kitaba yakışmamış ve beklentilerimi az da olsa aşağa çekti. Yoksa okuması değer kitap olarak gördüğüm bir eserdir.

Puanım: 4/5


Gustave Flaubert – Bir delinin anıları




Flaubert' in adını genelde ünlü romanı '' Madame Bovary '' ile anıldığında duyuyoruz. En ünlü eseri bu olsa da onun bir evveli de vardı. Tam 17 sinde yazdığı ve o yaşına uygun konuları içerdiği '' Bir delinin anıları'' size yazarın sağlam adımlar ile edebiyat dünyasına girişine dair tanıklık eder. Flaubert' in konular arasındaki geçişleri sıra dışı, ruh halini yansıtan haykırışlarının zaman zaman bir delinin kini anımsatan cinsindendir. Biraz dağınık ve çizgisi olmadığı gibi gözükmesi aslında o yaştaki bir gencin yaşama ve olaylara karşı ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. ''Realizm akımının realist olmayan'' yazarı olarak tanımlanan Flaubert bu ilk eseri ile benim genç yaşlarımdaki alkollü halimde filtresiz dışa vuran monologlarımı anımsatıyor. Beynimde gelişen sorular, düşünceler ve sitemler de öyle çaresizce karmakarışık şekilde dilimden düşerdi. Nostaljik havamda bu klasiği özellikle genç okuyuculara tavsiye ederim. Eminim ki zamanı için epey modern tarzı ile bugünlerde de hayranları bol olabilir.

Puanım: 5/5


Paula Hawkins – Trendeki Kız




Modern polisiye romanı olarak son zamanlarda popüler olan bu eseri epey merak etmiştim. O kadar övgü toplayan bir kitabı okumadan olur mu düşüncesi ile yine ücretsiz e-kitap olarak indirme fırsatım oldu. Çocukluğundan beri detektif romanlarını adeta bir nefeste okuyan Gamze o eski heyecanı yine yaşamak için can atarken, bu sefer hayal kırıklığına uğradı. Ana karakterin psikolojik sorunları ilk başta enteresan gibi görünse de ilerleyen sayfalarda epey sıkıcı haller aldı. Üstelik katilin bahçivan olması (klasik polisiye göndermesi) çok bariz şekilde ortadaydı. En azından ben bunu öyle algıladım ve haklı çıktım diyebilirim. Polisiye romanlarına yeni yeni ilgi gösterenler için ideal ve heyecan verici olabilir ama benim nabzımı maalesef yükseltmedi. Akilah Azra Kohen' ın 3 lü serisinin ilk kitabı kadar beni hayal kırıklığına uğratmasa da, bence fazla pompalanmış olduğunu diyebilirim.

Puanım: 3/5

Ocak ayın özeti bu kadar. Umarım Şubat' ta planladığım 5 kitabı okumaya fırsat bulabilirim. Sizlerin fikirlerini alma isteği ile değerli yorumlarınızı merak ile bekliyorum.


Sevgilerimle <3