Herkese
merhaba,
kitap okumak başlıca hobilerimden biridir. Konu ve kategori olarak farklı eserleri tercih ederim. Bu sefer de 4 ayrı kitaptan bahsedeceğim. Gerçi son zamanlarda okuduğum daha iki kitabı da eklemem gerekiyordu ama özellikle bir tanesi için ayrı bir yazı hazırlamak istiyorum. Bu postu kısa tutuma çabası ile sizi değerlendirmeler ile baş başa bırakıyorum...
**Gabriel Garcia Marquez - Kırmızı Pazartesi**
"Halam
Wenefrida Márquez, ırmağın öte yanındaki evinin avlusunda bir
tirsi balığının pullarını temizlemekle uğraşıyordu, Santiago
Nasar’ın eski rıhtımın merdivenlerini inip kendinden emin
adımlarla evine doğru yürüdüğünü görmüştü.
“Santiago,
yavrum!” diye bağırmıştı. “Neyin var?”
Santiago
Nasar onu tanımıştı. “Beni öldürdüler, Wene Hala.”
demişti.
Son
basamakları tökezlemiş ama hemen kendini toparlamıştı. “Hatta
bağırsaklarına bulaşan toprağı eliyle silkelemek titizliğini
bile gösterdi.” dedi Wene halam. Sonra saat altıdan beri açık
olan arka kapıdan evine girmiş, mutfağın içine yüzükoyun
yığılıp kalmıştı."
"Kırmızı Pazartesi" oldukça ilginç bir konuya değiniyor. Özet olarak Santiago Nasar adında kurbanın Angela Vicario tarafından bekaretinin kaybetmesine sebep olarak gösterilir. Angela bir gün evvel çok zengin ve bir o kadar esrarengiz Bayardo San Roman ile evlenip bakire olmadığı ortaya çıkınca ailesine iade edilip olaylar gelişmeye başlar. Röportaj şeklinde yazılmış olup yazarın olayları farklı bakış açılardan göstererek ortak sorunun altını daha da vahim şekilde çizer. Namus cinayetinin işleneceğinden haberdar olup onun gerçekleşmemesi için neredeyse hiçbir çaba sarf etmeyen bir toplumun öyküsü bize yabancı gelmiyor.
Planlanmış
cinayetin fıtratında ne vardır?
Genel
olarak cinayeti işleyen ve varsa tayfası dışında, doğal olarak
özellikle kurbanın bundan haberdar olmamasına özen gösterilir.
Ama
göz göre göre işlenen ve bundan istisnasız herkesin haberi
olması sosyo- kültürel olarak nasıl bir topluma işaret ettiğini
söyleyebilir miyiz? Namus cinayeti olduğu için kadının rolü
yaşadığımız ülkeninkine şaşırtıcı derecede benziyor:
Kadınlar
evlenmek için yetiştirilip acı çekmek için yaşıyorlar.
Erkekler de bu durumdan gayet hoşnutlar.
Tanıdık
geldi ,değil mi?
Cinayeti
işleyen namus koruyucu kardeşler aslında cinayeti durdurmaya
kalkan birisi çıkıp onları engellesin diye çabaladıkları halde
yozlaşmış toplum seyirci kalmayı tercih ediyor ( toplumumuz ile
aralarında paraleller göz ardı edilmiyor).
Ayrıca
namus cinayetinin bir günah değil tam aksine tanrının kanunlarına
göre hareket edip işleyenin masum olduğunu öne sürüyorlar.
Bunun
dışında "Kırmızı Pazartesi" bir cinayet romanıdır.
Alıştığımız gibi fikir yürütüp cevabını bulmaya
çabaladığımız soru "Kim cinayeti işledi?" değil
"Nasıl öldürüldü?" dir. Ve emin olun ki ipuçları
bolca olduğu halde sonuna kadar tam olarak nasıl öldürüldüğü
ustalıkla gizlenmiştir. Detektifçilik oynarken ara ara not alıp o
şekilde cevabın doğrusunu bulacaksınız.
Puanım: 4/5
**Rhonda Byrne - The Secret/ Sır **
Bir zamanlar dünya çapında devrim yaratan kitapların arasına girmişti bu eser. Devrim deyince edebiyat dünyasını sarstığından değil, içeriğinin insanlara yön gösterip hayatlarını şekillendirmekte kolay yollar sunacak "devrim" idi. Ben bu moda akımını zamanında es geçtim ama çevremde bolca bahsedenler ve "Sır" ı deneyenler olmuştu (o meşhur otopark deneyimi bende yaptım ve başarılı olmamıştım).
Sanırım
o yüzden meraklanıp kitabı okumadım, kişisel gelişim
saçmalığına dahil olmak istemedim.
Aradan
yıllar geçip PDF kitapları araştırırken yeniden karşıma
çıktı. Hadi indireyeyim dedim, kaybedecek bir şeyim yok. "Sır"
dedikleri o kadar da sıra dışı değildir, en azından çerez
niyetine okurum dedim.
İndirdiğim onlarca kitap arasında tablette kaybolup gitti. "Kırmızı Pazartesi" yi bitirip PDF' leri tararken gözüme "Sır" takıldı. Cinayet muhabbetinden sonra bana biraz moral aşılayıp hafif bir şeyler arıyordum ve "Sır" uygun gibiydi.
İlk
sayfalar akıp gitti ve satırların gereksiz yere uzun olması
dışında rahatça okuyup "Sır" ın beklediğim gibi
aslında bir sır olmadığını öğrendim. Herkesin ailesinden
defalarca duyduğu ve haşır neşir olduğu şükretmek ve olumlu
düşünmekmiş işin asıl sırrı. Hedeflerimizi bilinçli koymak
ve ona göre yaşamak, olumsuzlukları uzak tutmak, düşüncelerimizi
negatif akımlardan arındırmak ve kendimiz ile barışık olmak.
Dilediklerimize gerçekten sahip olmayı istemek ve kafamızda
şekillendirip gerçekleşmesi için bu inancı ayakta tutmak. Bu
sizlere yabancı mı geliyor? O zaman mutlaka okuyun derim.
Gerekli
bir kitap mı? Aslında evet. Bu unuttuklarımızı ve güncel
hayatta hep en kötüsünü bekleyip pozitif düşüncelere yer
vermemizi zihnimizden kaldırmamız için gerekli. Kendimizi mutlu
etmeyi unuttuğumuz için,hedeflerimizi belirleyip oldu gözü ile
bakmamız için okumayı tavsiye ederim. Yer yer yorucu olabilir,
abartılı betimlemeleri de filtrelerseniz konunun aslına varıp
bilinçli olarak düşüncelerinizi revize etmeye başlayacaksınız.
Artık inanç meselesinden midir yoksa tesadüf mü (belki de
gerçekten beyinimiz bu güce sahiptir) bilmiyorum ama ben şahsen
otopark deneyimi dışında ufak tefek testler yapıp gerçekten
dilediğim sonuçları aldım. Ve hala alıyorum.
Kitabı
okumaya üşeniyorsanız YouTube' da Türkçe dublajlı röportajını
da izleyebilirsiniz.
Puanım: 4/5
**Orhan Yeniaras - Zamanla Randevu**
A101' de ara ara indirime sunulan cep kitaplarını kelepir olarak temin etme fırsatı yakalıyorum. Bir ara epey bereketli alışverişler yaptım diyebilirim. Tanımadığım ve konusunu merak ettiğim eserler arasında Orhan Yeniaras' ın bu kitabı da bulunuyor. Çeşitli değerlendirmelerde
orta
derece not aldığı için biraz da olsa ön yargılı olarak okumaya
koyuldum.
İlk
sayfalarda yapılan bariz mantık hatası beni irrite etmekle
kalmayıp yazarın bu konuda özensiz davranmasının bir Tarih/Bilim
Kurgu sentezi içeren konuyu baştan rezil etmeye planlanmış
gibiydi.
Yazar
her şey çok basitmiş edası ile fizik kurallarını es geçerek
direkt kurguya yönelmiştir. Karakterler de aynı şekilde basit ve
iki boyutlu figüranlardan ibaret değildirler. Zamana geri dönüşünde
esas yazarın ilgi alanı olan tarih bilgisi öne çıkınca eser
daha enteresan hale geldi. Sonuç olarak çok da övünülecek bir
şey bulamadım ama çok büyük beklentileriniz yoksa yoklukta gider
bence. Yazarın diğer eserleri daha iyi olduklarını belirtenler
oldu (misal: "Alamut Kalesi" ve "Sarı Gelin" )
umarım onlar okur kalbimi fetheder...
Puanım: 2/5
**Umberto Eco - Sıfır Sayı**
Favori yazarlarım arasında yer alan rahmetli Umberto Eco' nun son eserini okumak ile gerçekten geç kaldım. Sıra dışı stili ile çoğu okuru yormaktan çekinmeyen yazar gerçek anlamda kendine layık okuyucu kitlesini bu şekilde oluşturuyor. En tanınmış kitapları destanları aratmayan kalınlıkta olup benim de sabırıma meydan okudu her sefer. Ama buna da her seferinde değdi. Eşsiz bilgisi ve tarihi birikimi ile genel kültürünüze büyük katkılarda bulunup yazılanları araştırmayı tetikler.
"Sıfır
Sayı" yı geçmişteki eserler ile kıyaslarsak incecik yapısı
ile ilk anda hayal kırıklığına uğratıyor. Ama kitabın
kalınlığına aldanmayın, içeriği hiç de hafife alınacak
cinsten değil.
Üstad
gazeteciliğin tüm çirkinliklerini, araştırmanın neleri gün
yüzüne çıkarabileceğini ve nelere mal olabileceğini geçmişteki
italyan ve dünya siyasetindeki kirli oyunları göz önüne sererek
eserinde okuyucusu ile paylaşmıştır. Yanı sıra biz orta seviye
tüketicinin bazı yayın organları tarafından ne kadar kolay ve
basit şekilde yönetildiğini, haberlerin gerçeklik payının ne
derece düşük ve okuyucunun hafızasının bir balıktan 5 dakika
daha uzun olduğunu gayet net açıklıyor. Okurken kendinizi
sorgulamaktan alıkoyamıyorsunuz:
Ben
gerçekten bu kadar vurdumduymaz mıyım?
Biz
nasıl bu tiyatroyu her gün izleyip olduğu gibi kabul ediyoruz?
O
kadar kolay mı?
Tavsiyem
okuyup siz karar verin...
Puanım: 5/5
Uzun
zamandır inceleme yazmadığımın farkındayım. Aslında her
okuduğum kitap ayrı bir incelemeyi hak ediyor. Zamanım kısıtlı
olduğu için kısa özet geçip sizleri onlar ile tanıştırdım.
Merakınızı gidermek için mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Hemfikir olmadığımız kitaplar hakkında sizin bakış açınızı
ayrıca okumak bana zevk verir. Yorum bölümünde bizimle
düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum...
Sevgiler <3



