Herkese merhaba,
bu aralar yine bir
alışveriş telaşıdır sormayın gitsin. Nereye baksam sevgi adına
tüketim çılgınlığı zirve yapmış,erkekler hesap yapıp
gönüllerinin sultanı'nın değerini biçme derdindeler. Geçen gün
Cafe'de otururken arkamdaki masanın diyaloguna şahit oldum. İki
arkadaş sevgililer günü hediyesi hakkında bir birinden akıl
danışıyorlardı. Özet olarak beraber oldukları bayanların ''son
kullanma tarihlerini'' (beraberliklerinin sürecini) konuşup ona
göre hediyenin büyüklüğünü tartışıyorlardı. Belli ki uzun
süren ilişkileri olmayan ''zengin züppe'' takımına ait iki
nur topu masama komşu olmuşlar. Muhabbetlerini dinledikçe midem
ağzıma geldi. Kayınvalidem gelir gelmez orayı terk ettik ve
kendimi dışarı zor attım. Sonradan düşünüp durdum. Neden
şaşırıyorum ki? Ülkemizde kadınlara yapılan kötülükler 14
Şubat'ta unutulacak mı? Bakış açısı işin esasının temelini
oluşturmuyor mu? Şahit olduğum bayanları aşağılayan bu
zihniyet gün gelir de gazetelere manşet olmaz mı? Münevver
Karabulut'a sevgililer günü alınan hediye onu o vahim sonundan
korudu mu?
Maddiyat ile manevi
değerimizi biçmek kadar daha saçma ne olabilir ki?
1 lira değerindeki gülü
5 liraya alıp bana o gün sevgisini gösteren biri, yılın diğer
günleri 5 kuruşluk ilgi göstermemişse bana ne yarar? O güzelim
tektaşı ilk fırsatta başıma kakan, benim için dünyanın
borcuna girdi diye alkollü kafayla dayak atan benim beyaz atlı
prensim mi oluyor?
Yanlış anlamayın,
kimsenin sevgililer gününde aldığı hediyesine lafım yok. Herkes
istediği gibi kapitalizme katkıda bulunsun. Yeterince ihtiyacımız
olmadığı eşyalar ile kendimizi mutlu ediyoruz zaten. Ama
sevgisini de yılın diğer günlerinde eksik etmesin. O zaman da eli
açık olup gönülden versin. Güller ve pırlantalar ile değil,
sıcaklığı ile beni yüceltsin. Sözler ile değil, kalbi ile beni
mesut etsin...
Umarım hepiniz o gün (ve
her gün) sevdiğiniz tarafından mutlu edilirsiniz, sevgi ile
kalın...